Ana içeriğe atla

Aşk varmış… Gerçekmiş… Unutmuşum…

Aşk varmış… Gerçekmiş… Unutmuşum…

Bazen zamanda durabilmeli…geriye gidebilmeliymiş insan.. Hep ilerlemeye, hep zamana bırakmaya, hep gelecekte daha iyi şeyler yaşanacağını düşünerek koşturmaya nasıl da alışmışım…

Geçmiş zaten yaşanan, zaten bilinen kısım değil miydi? İyisi kötüsüyle yaşanmış ve bizi şu ana getirmişti. Çok da takılmamak gerekliydi eskiye. Böylesi daha iyi dedi herkes. Önümüze bakmalı dedi insanlar. İnanmışım. Peki kabul, bazen bu da gerekli. Hatta çok gerekli belki. Ama öyle birşeyi unutmuşum ki zamanla ve bu beni öyle bir boşluğa düşürmüş ki. İnanamadım…

Çok değil sadece 2 gün geçmişe döndüm. Sanki bir zaman makinasına girdim ve 2 gün geçmişte yaşadım, 10-15 yıl öncesinde. Ve geri geldim. Eski “ben” i hatırladım. Öyle ki; zaman makinası gerçek olsaydı bu kadar etkili olamazdı. Hep düşündüğüm şeyi pekiştirirdi. Ne mi düşünüyordum? O yıllarda yani üniversite yıllarımda.. herşeyin saf olduğunu benim de çok saf olduğumu. Bir zamanlar kolay aşık olabildiğimi… gözümün nasıl da kör olabildiğini… İşin kötüsü zamanla inanmıştım ki aslında o zaman da şimdi de aynı olayları yaşıyordum da ben saf olduğum için aşık oluyordum. Sanmışım ki sen de bana kötü davranmışsın da ben tecrübesiz olduğum için farketmemişim. Öyle değilmiş. Aslında beni değiştiren yıllar değilmiş.. yaşadıklarım değilmiş… Sadece yanlış insanlarla karşılaşmışım ya da belki de yanlış insanları seçmişim. Yanlış ilişkiler yaşamışım. Nerden mi anladım? Zamanda geriye gitmemiştim, sene 2010 idi ve ben, şimdiki “ben” aynı şeyi yaşayabildim. Aynı duyguları hissedebildim. Değişen ben değilmişim. Ne mutlu.

Yolculuğum seni yani o yıllardaki aşkımı yeniden bulmamla başladı. Yıllar sonra resmini internette gördüğüm an farkettim ki aynı şeyi, aynı sıcaklığı hala hissedebiliyorum. Sadece bir resimdi bu. Evdekiler gibi bir sürü resminden biri. Uzun zamandır kapağını aralamadığım ya da tesadüfen açsam bile geçmiş zaman gözüyle baktığım albümlerdeki resimler gibi bir resim. Neden internette görünce etkilendim resminden? Bilmiyorum. Sanki bir anda acı çekmemek için yıllaca oluşturduğum o duvarlar eridi. Fotoğraflarını gezdim.. nerelerde neler yaptığını merak ettim.. Garip.. mesaj atmaya cesaret edememişim. İyi ki yazdın bana. İyi ki yeniden girdin hayatıma.

O gün chatleşirken hala hissettim sıcaklığını, samimiyetini, doğallığını… Farkettim başkaları gibi olmadığını. Yoksa yapar mıydım bu çılgınlığı. Onca yolu teper miydim senin için. Nasıl da riskliydi bilsen. Tüm geçmişi, o 4-5 seneyi, tüm hatıraları yok edebilirdi bu yolculuk. Geriye kalan güzel anılardan bile nefret ettirebilirdi bana. Aptal gibi hissedebilirdim. Hayatımda tutunacak şeyler araken elimdekileri de kaybedebilirdim. Ama öyle olmadı. Öyle olmadı çünkü sen çok gerçektin. Sevgi çok gerçekti. Dostluk çok gerçekti…Aşk çok gerçekti.

Kendimi bir tavşanın peşinden koşan Alice gibi hissettim. Düşünmeden ve merakla bir masal evine daldım. Bir masala daldım, geçmişime daldım,hafızamdan silinen anılar ve o anılarla birlikte tüm o saf temiz hisler yeniden gerçek oldular… Yıllardır ilk defa herşey o kadar anlamlı geldi ki.

Farkettim ki asla bitmiyormuş tükenmiyormuş aslolan..zaman hiçbirşey yapamıyormuş gerçek duygulara… evet zamanla çook şey geçiyormuş ama bazı şeyler asla geçmiyormuş. Aşk gerçekmiş. Ve evet çok nadirmiş. Evet aşkın taklitleri varmış insana aynı gerçek gibi gelen. Ama gerçeğini görünce insan anlıyormuş hemen. Anlıyormuş herşeyi, kendini, anlamlanıyormuş herşey. Devam ediyormuş ara vermemiş gibi.

Geçti 2 gün.. Vakit dönüş vaktiydi.. Her masal gibi bu da bitti. Yüzümde bir gülümsemeyle kapattım albüm kapağını. Bu kez açmamak üzere değil. Bu kez sonsuza kadar unutmamak üzere. Mutluluktan da ağlayabilirmiş insan saatlerce. Ağladım ayrılıktan sonra, hüzünlüydüm, huzurluydum ama mutluydum. Bir 10 yıl daha geçse göremeden seni ve sonra gene yaşasam bu şeyi bu kez biliyorum yine kaldığı yerden devam edebileceğimizi.

Farkettim ki yanında olmadan da yaşanırmış aşk. Sahip olmak şart değilmiş sana. Sana sahip olmadan da aşka sahip olunurmuş. Farkettim ki zaman anlamsızmış. Sen hep varmışsın.

Demiş ki sevgili Nazım:
“Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye İşte ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım;
Ama seninle bir başka yaşarım.”

Ne özgür bir kuşu tutabilirim kafeste ne de onsuz olabilirim. Sadece isteyebilirim özgürlüğünü benimle paylaşabilmesini. Umut edebilirim yanımda olunca bağımlı olmayacağını düşünmesini. Bekleyebilirim hazır olmamı ve hazır olmanı. Ve sevebilirim her daim. Başka da bir şey gelmez elimden.

İyi ki varsın.. İyi ki sensin…

Yorumlar

  1. aşk benden uzak olsun derim ama senin mutluluğunu görmek benide mutlu etti. mutluluğu da çok fazladır acısı da...
    ve evet aşk çok nadir bişeydir.
    darısı aşk isteyenlerin başına :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

PROZAC GÜNLÜĞÜ

pmdd için yani `premenstrual disforik bozukluk` için 20mg olanını doktorların verdiği ilaç. kullanımı ise regl den 14 gün önce her sabah alınır regl başlayana kadar devam edilir regl başlayınca ara verilir ve yine bir sonraki pmdd krizi öncesi 14 gün alınır. bir deneyeceğim bakalım ağlama krizlerimi çözebiliyorsa ömür boyu bir beraberlik kurabiliriz.

 http://www.pmscomfort.com/pms-pmdd-symptoms/prozac-sarafem-zoloft-pmdd-medication-drugs-for-pms.aspx http://www.dailymail.co.uk/health/article-4299/Can-Prozac-beat-PMS.html 09/11/2014


edit: 4. gün ilk gün hissettiğim iştahsızlık hala devam ediyor ama yemek yemeğe çalışıyorum. susuzluk o kadar çok değil ama yine var. ilk gün feci baş ağrıları da vardı o şimdi yok. çevremdeki insanlar aşırı sinirli de ben sakinmişim gibi geliyor. kendimi gülümserken yakalıyorum nedensiz. enerji düzeyim arttı ama regl bitti diye olabilir ondan emin değilim. sadece evi toplamaya başladım o biraz acayip geliyor. film izlemek zor geliyor. odaklana…

DR. PERRICONE DEN GÜZELLİK VE SAĞLIK SIRLARI

Kitapçı gezmeyi çok seviyorum. Dr.Perricone ile de Remzi Kitabevinde dolaşırken tanıştım. Tabi ki kendisi ile değil kitabı ve söyledikleriyle tanıştım :)


Temel olarak hücre iltihaplanmasının yaşlanmaya neden olduğuna inanıyor Dr.Perricone. Bu iltihaplanmayı azaltmak ve engellemek genç kalmayı ve sağlıklı olmayı sağlayacak. Yani tüm hücreleriniz sağlıklı ise sizde genç ve güzelsiniz. Güzellik içten gelen bir ışıltı.(Hala kremlerede inanıyorum ama sağlıksız bir bedene hiç bir kremin iyi geleceğini düşünmüyorum.)

Hollywood’da oldukça popüler bir doktor Dr.Perricone hayranları arasında Cate Blanchett, Kim Cattrall, Uma Thurman ve Julia Roberts' ı sayabiliriz.

Sizlerle de bilgilerimi paylaşayım istedim. Beni tanıyanlar bilir 140 yaşına kadar sağlıklı ve güzel yaşamayı ve yaşlanmayı planlıyorum. Bu yazıda Perricorne’dan öğrendiklerimi çok özet bir halde sizler ile paylaşacağım.





DR. PERRICONE’UN YAŞLANMANIN EFLAMATUAR TEORİSİ


1-SERBEST RADİKAL HASARI + ENFLAMASYON = HÜCRE BOZULMASI = YAŞLAN…

Fitness maceram

Mayıs ayının ilk haftası fitness a başlamaya karar verdim. Amacım en az bir sene haftada 3 gün spor yapmaya odaklanmak ve tam bir sene sonra hedeflediğim görüntüye ulaşmak idi. Dana öncesinde aerobik,neopilates, yoga gibi şeyler denemiştim ama bunları evde tek başıma yapıyordum. İlk defa bir salona yazıldım. Aradan 5 ay geçmiş, ben, ısrar ve inat ile gitmeye devam ediyorum.





Benim ilk anda farkettiğim yararlarına gelecek olursak. Salona gitmek sosyalleşmeyi sağlıyor. Ortamda hem dostluk hem de hafif bir rekabet havası var. Ramazan döneminde salona gittiğimde, kimi zaman benden başkası olmuyordu. Salon tamamen bana kalmış gibi hissediyordum. Bu motivasyonu arttıran bir öge değilmiş meğerse. Diğer arkadaşlarımı görüp birlikte spor yapmak, aralarda kısa sohbetler etmek çok daha eğlenceli hale getiriyormuş.



İnsan tek başına olunca kendi sınırlarını o kadar da zorlamıyormuş.Salonda rekabet insanı geliştiren bir durummuş. Salon, aletler,arkadaşlar,sauna gibi unsurlar evet güzel ama asıl m…