8 Mayıs 2010 Cumartesi

2 Days in Paris


Julie Delphy 'ye before sunset ve before sunrise filmlerinden beri bayılıyorum. Öylesine girmiştim 2 Days in Paris filmine. Gülmekten yanaklarım ağrımıştı. Ve sonunda o aşağıdaki sözleri söylerken gözlerimden yaşlar boşanıyordu. Çok konuşan bir kadın julie Delphy. Onun söylediklerini dinlemeye ve izlemeye bayılıyorum.


Birinin önce sizi çok sevip,sonra hiçbir şey hissetmiyor hale gelmesi beni hep hayrete düşürmüştür.

Bu durumda çok canım yanar. Birinin beni terk edeceğini hissedersem önce ben gidip ondan ayrılırım.


İşte alın. Bir eksik, bir fazla. Harcanmış bir aşk hikayesi daha. Bu kez gerçekten çok sevmiştim oysa.


Bittiği zaman bir daha hiç karşılaşmayacağımızı düşünmüştüm.

Evet. Bir gün bir yerde karşılaşıp birbirimize yeni sevgililerimizi tanıştıracağız.

Aramızda hiçbir şey olmamış gibi davranacağız.

Ta ki birbirimizi neredeyse tümüyle unutana dek yavaş yavaş birbirimizi daha da az hatırlayacağız.

Neredeyse...

Benim hikayem hep aynı Ayrıl, kırıl...iç, eğlen,biriyle tanış, seviş......ve o adamı unutmaya çalış. Birkaç aylık boşluğun ardından......yeniden gerçek aşkın peşinden koş.

Çaresizce her yerde aşkı ararız ve 2 yıllık yalnızlıktan sonra, bulduğumuzda bu seferkinin "O" olduğuna emin oluruz.

Ta ki o da gidene dek.


Hayatta bir an gelir ve bir ayrılık daha kaldıramayacağınızı hissedersiniz.

Ve o kişi çoğu zaman sizi kıl etse de onsuz yaşayamayacağınızı anlarsınız.

Ve o kişi her sabah yüzünüze hapşırarak sizi uyandırsa da onun hapşırıklarını,başka herhangi birinin öpücüklerinden daha çok sevebilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails