14 Nisan 2010 Çarşamba

Tatil Sonrası Okula Başlar Gibi

Cuma günü sanki güzel bir tatilden sonra okula dönecekmişim gibi bir hisle bir şirkete denemeye gideceğim. Hatta bildiğim bir okula değil de ilk kez gideceğim, ayaklarımın geri geri gitmesine sebep olacak bir deneme.

İsmini buradan vermeyeyim, çünkü çok da olumlu sonuçlar doğmayacağını düşünerek gidiyorum.

Son bir aylık zamana ne ara dört farklı şirketin on görüşmesini, annemin ameliyatını sığdırdım bilmiyorum.  Reddettiğim (ben başvurmamıştım) ya da henüz cevap alamasam da reddedildiğim işler oldu.  Zaman çok çabuk geçmiş.

İnsan kaynakları zebanilerinin bu satırları okumaları pahasına yazacağım. Bazı görüşmelere sadece şirketleri, sektörleri tanımak için gidiyorum. Yani aslında tamamen kendi hayat tecrübem ve bilgi isteğim için. İnsanların belli yerlerde nasıl düşünüp davrandıklarını ve çalışma koşullarını görmek için. İsteyerek gittiğim görüşmelerin genelde sonuncusunda karşıma üssüm olacak bir kadın dikiyorlar. Daha ilk anda bana pek de sempatik olmayan gözlerle bakarak, aslında hepsinin cevabını verdiğim sorular soruyor, en sonunda da aslında sebebini artık çok iyi kavradığım pek çok anlamsız yorumdan sonra "Sen burada sıkılırsın." yaftasını yapıştırıyorlar. Artık koymuyor. Gülüyorum. İnsanların tutarsızlıklarına (o zaman son görüşmeye kadar neden çağırdın?), bazen bazı şeyleri onlardan iyi bilen veya bilebilme ihtimali olan insanlara nasıl da ayağı kaydırılması gereken rakipler gözüyle bakmalarına, iş dünyasının pislik ve rutinlerine kendileri gibi uymayacak ruhlara içten içe imrenmelerine rağmen birer cüzzamlı gibi bakmalarına ve kadınların irrasyonel kıskançlıklarına. (Kıskançlığın rasyoneli olabiliyor belli ki. Peh!)




Cuma günü işsiz geçirmeyi göze aldığım sürenin biteceği anlamına gelmiyor. Sadece bana değer verip ben bakmadan beni bir işe layık gören bir şirkete biraz da ısrarlarından dolayı bir günlük bir zaman ayırıyorum. Onları anlayabilmek için. Onlarca şeye ayırdığımız saçma zamanlardan belki de daha farklı değil. Adını vermediğim bu şirket bazen insanlara iş buluyormuş gibi gözüküyor. Belki de sizi de aradılar ve sevindiniz. Size uygun bir ilana sahipti bir müşteri şirket. Oysa durum öyle değil. Şirketler bu tip kariyer danışmanlık şirketlerinin bazılarıyla yaptıkları anlaşmalarla ilan parası değil de bulunan adayın şirket tarafından kabul görmesi halinde adayın yıllık maaşından yıllık % 20'leri dahi bulabilen komisyonlar alıyorlar. Bu demek oluyor ki aslında şirketin kendi insan kaynakları vasıtasıyla işe girseydiniz o zaman belki de daha yüksek bir maaş talep etme hakkınız olacaktı ve danışmanlık şirketine verilecek yüzde nedeniyle bu mümkün olmadı. Tabii bazı şirketler danışmanlık şirketlerine vereceklerini göze alıp size hakkaniyetli bir maaş da verebilirler, ancak yine de çoğunlukla durumun böyle olmadığı açık. Herhangi bir kariyer sitesine ilan ücreti verip işi kendi insan kaynaklarıyla çözmeleri maaş talebinizin gerçekleştirilmesini daha olası kılıyor.

Ne yapalım, "acımasız iş dünyası" diyor, işlerini severek yapmayan herkesin en kısa zamanda hayal ettikleri işleri yapmalarını diliyorum.

Yazı yazmak, sonuçlarını beklediğim bazı çeviri işleri bana inanılmaz keyif veriyor. Hayatımı sağlayabileğim şeylerin sevmediğim işlerden değil de sevdiklerimden olmasını istediğim için eğitimim ve göreceli çok (yaşıma göre) deneyimimi hiçe sayarak bir yola baş koydum. Eğer iki ay süre daha hayal ettiğim gibi bir iş veya şirket çıkmazsa o zaman bir de sinema ya da bilişsel bilim okuyup yazar ya da akademisyen olmayı planlıyorum. Bir yedek plan gibi düşünmeyin. Maalesef birkaç alana ve işe eşite yakın derecede tutkum var. O sebeple.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails