Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BİR SÜRÜ GİYSİM VAR AMA GİYECEK HİÇ BİR ŞEYİM YOK!

Tim Gunn's Guide to Style isimli programı kaçırmamaya çalışıyorum. Programda Project Runway moda gurusu Tim Gunn'ın moda kurbanlarını tarz sahibi giyinen kişilere dönüştürmesini büyük bir keyifle izliyorum.

Tim Gunn'ın rehberliğinde yaşanan bu değişime her kadının dolabında bulunması gereken temel malzemeler ile modaya uygun bir dolap kuruluyor.

Listede şaşırtıcı bir şey yok ve üzerine tartışabileceğimiz şeyler değil. Merak ediyorum, acaba kaç kadın bu temel malzemelerin hepsine sahip?




Tim Gunn'a Göre Her Kadının İhtiyacı Olan Temel Giysiler




1. Siyah Elbise - Bir klasik kim giyse yakışan bir renk siyah. kendi vücut tipinize ve zevkinize göre siyah bir elbise edinin. Oldukça sade ama bir o kadar da şık görünüyor.




2. Trench Coat - Yine bir klasik seksi moda giysisi.Son bahar için harika bir kurtarıcı giysi. Gossip girl kızları bu parçayı güzelce kullanmışlar.



3. Takım elbise - İlla siyah olması gerekmiyor, ama siyah oldukça şık görünen bir renk bunu da kabul etmemiz g…

PODOMETRE DE NEYMIS?

Dr.Öz yapin dedi mi yapariz:) Sevgili Sour ile konusurken bana 10.000 adim yurumen lazim dedi. E dedim nasil anlayacagim ben kac adim yurudugumu. Sour'da tavsiyeler tukenmez:) Podometre/Pedometre (internette iki sekilde de yaziliyor) gunde kac adim attiginizi size bildiren ufacik sevimli mi sevimli bir alet:)
Onbin adim yedi kilometreye denk geliyor aslinda. Yani kalkip hergun yedi kilometre yurumuyorsaniz gunluk aktivitenizi tamamlamis sayilmiyorsunuz. Gun icinde yaptiginiz hareketler de podometrede gosteriliyor tabii ki ama hicbirimiz onbin adima ulasamiyoruzdur spor yapmadan,dans etmeden, kosmadan vs...

Bakin 30 yasindan sonra kas azalmalari ve yag cogalmalari basliyor. Yani hayatinizda hic spor yapmadiysaniz dogru bir yol izlemiyorsunuz. Ustune ustluk bir de yagli yiyecekler, hamurisleri tuketiminiz fazlaysa sagliginizi tehlikeye atiyorsunuz.

Tabii ki yavas yavas insanlar sporun ve duzgun beslenmenin onemini almaya basliyor ama gene de yeterli degil. Nedense hep hastaliklarla sa…

Hedef İncelmek

Hedefinizdeki ideal kilonuz ne? Peki bu hedefinize varamamanızın en büyük nedeni ne?

1- Taze mevye ve sebze, düşük yağlı süt ürünleri,beyaz et ve balığı alışveriş listenize ekleyin.


2- Eti Browni İntense çok lezzetli peki kaç kalori farkında mısın 100gr'ı 465 kalori. Böyle minicik görünen kalori bombalarının farkına varın. Bunların kalorilerini kontrol edin.

3- Mayonez gibi çok kalorili soslar yerine,sirke,limon,az yağlı yoğurt gibi soslar kullanın.


4- Ana öğünlere ara öğünler ekleyin. O zaman çok acıkmazsınız. Kan şekeriniz ani düşüş ve yükselişler yaşamaz.

5- Cola yerine maden suyu içmeye çalışın.

6- Yemek yediğiniz tabakların boyutunu küçültün.

7- Ekmeği bırakmak 100-200 kalori diyetinizden eksiltmek demektir. İlla ekmek yemek istiyorsanız beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği tercih ediniz.

8- Önce çorba yada salata yerseniz kendinizi daha çabuk doymuş hissedersiniz.


9- Sulu meyve ve sebzeleri yemeyi seçin. Fazla yeseniz bile kalori olarak ciddi bir fark yaratma…

KENJI BİZE DE GEL (Last Life in the Universe )

Tadanobu Asano'nun oyunculuk gösterisi sunduğu, zaman zaman komik, bir cok zaman ise üzüntülü olan hoş bir tai filminden bahsedeceğim bugün size. Adı Ruang rak noi nid mahasan .


Bu filmi aklıma Ayşe ile olan bir konuşmamız getirdi. İkimizde biriken işlerimizi yapmamaktan evdeki dağınıklıklardan yakınıyorduk. Birden keşke Kenji bize gelse, bizim evi de temizlese diye düşündüğümün farkına vardım.


Filmde kahramanımız Kenji intihara meyilli lakin beceriksiz bir karakterdir. İnanılmaz titiz bir şeydir. Kendi evinde her şey inanılmaz derecede düzenlidir. Her şeyin bir yeri vardır ve temizdir.



Gelişen olaylar neticesinde evine giremez hale gelir ve başrol hatun kişimiz Noi'nin evine yerleşir. Ne kadar dağınık ve pis olsa da kendi evinden daha çok rahat etmektedir. Zamanla işlere el atmaya başlar. Ve Noi nin evini temizlemeye, bulaşıklarını ve çamaşırlarını yıkamaya başlar.


Ölmeyi başarayamayan bir adam ve yalnız kalmaktan korkan bir kadının öyküsü, yaşamı ve ölümü tiye alan bir film…

Bu ülkede kadın olmak

Sabah saatleri, Taksim otobüsü… Yanımda genç, güzel bir kadın…
Ben yaşlarda, havalı…
Arkamızdaki koltuklarda bi çift kavruk yurdum krosu… (bu krolar durakta otobüs beklerken bana yalana yalana bakmış ve rahatsız etmişlerdi)
Oturduk, uyku sersemiyim zaten.
Taktım mp3 çaları, devam…
Sırtımda, belimde rahasız edici darbeler… (hayvanat, arka koltukta dizleriyle ön koltuğun sırtını tepeliyor yerleşmek bahanesiyle, aldırmıyorum)
Birazdan yanımdaki kız, arkaya dönerek bağırmaya başlıyor. Kulaklığı çıkartıyorum…

Arkadaşım, dizlerine sahip olur musun, rahatsız oluyorum” demiş
arkadaki hanzo da diklenmiş, terslenmiş… kKzla hırlaşmaya başlamışlar…

O esnada adamın çok dik ve “bak döverim seni” ses tonuyla kadına “aptal karı” “git başka yerde aran” “kendini mi göstermeye çalışıyorsun otobüse” diye hırladığını duydum…

Hatta bi ara kızın sırtını dayadığı ön koltuğa vurdu filan adam. Kız da (helal olsun!) çatır çatır verdi cevaplarını… Ne var ki hınca hınç dolu otobüsten yavaş yavaş memnuniyetsiz sesler yü…

ZAYIFLAMA ÇILGINLIĞI NEREYE KADAR?

Benim için ideal kadın Monicca Bellucci. Orantısı ile yürüyüşü ile hali ile tavrı ile kadın kelimesinin hakkını veriyor. En çok beğendiğim yeri vücudunun kıvrımları. Zayıf bir kadın değil,şişman da değil.




Göğüsleri dolgun, beli ince, kalçası geniş bir kadın. Anlayamıyorum insanların (artık bu çılgınlığın kadını erkeği yok!) aşırı zayıf olma isteğini.Bence güzellik öncelikle sağlıklı olmaktır. Sağlıklı bir beden güzel gelir.Işıldar.Pozitif enerji yayar.



Geçen hafta bir arkadaşım ile konuşuyordum çevresindeki insanların bitkisel denilen bir ürün kullandığını delice susadııklarını ve zayıfladıklarını anlattı. Bende merak ettim nedir bu bitkisel şey. Ne insana çılgınlar gibi kilo verdirir hilesi nedir bunun ?


İşin tuhafı öyle cahil insanlar kullanmış diyeceğimiz bir şey değil gayet eğitimli aklı başında diye düşünülen insanlar bunu kullanıyor. Nasıl bir toplumsal baskı var üzerimizde sıfır beden olmak üzerine. Artık erkeklerin bile çekicilik algısı değişmiş kalçası daha dar kadınları beğen…

Guinness Çılgınlığı

Biz küçükken Milliyet Kardeş'te ya da gazetelerin çocuk eklerinde çokça bahsi geçen bir şeydi Guinness Rekorları. O zamanlar belki dünyanın en büyük ya da en küçük hedeleri, en uzun süre dil çıkaran adamları, gözkapaklarıyla dünyalar kaldıran insanları ilgimizi çekiyordu ama şahsen şu an özellikle rekor kırmak için kırılan pek çok rekor ilgimi çekmiyor. Neden çeksin? Bu herhangi bir bilimsel gerçek ortaya koymak gibi bir şey değil. Bazı yetenek veya özellikler çok ilginç olabilir ama sırf rekor kırmak adına kasmak benim sevdiğim bir şey değil.
Hele hele de rekor kırmak milli gururumuz haline gelmişse. Nadiren izlediğim televizyonda karşıma sürekli ülkemizin en büyük lahmacun, en uzun bilmemne dallarında rekor kırmaya çalışması, üstelik bir raslantı sonucu fark ettiğim kadarıyla bu rekor kırma çabalarının Ortadoğu'da da yoğunlaşması beni endişelendirmeye başladı. Üstelik düşündüklerimde yalnız olmadığımı, daha doğrusu tamamen tesadüfi olarak bu rekor haberlerini görmediğimi de b…

BİR SAVAŞ HİKAYESİ

Dün akşam şahane bir tiyatro oyununa gittim. Bir kaç ay olmuştu tiyatroya gitmeyeli. Dün Ferhat aradı ve fazla biletim var bu akşam için oyuna gelmek ister misin dedi. Uzun zamandır görüşememiştik iyi bir fırsat olur diyerek kabul ettim.Hangi oyuna gideceğimizi bile bilmiyordum. İyi ki beni davet etmiş, iyi ki bu oyunu izleme şansım olmuş dedim tiyatrodan çıkar iken.

Amerikalı Yazar Jeanne Beckwith’in yazdığı, Esra Ege’nin Türkçe’ye çevirdiği oyunu, Aclan Büyüktürkoğlu yönetiyor.

Oyunda, askeri bir üstte kendi ordu mensuplarının üzerine ateş açmaya başlayan askeri doktor ile sonrasında gelişen olaylar anlatılıyor.

Oyun insanların, ’’Ne kadar çok kandırıldığı’’, ’’Güler yüzün her zaman doğru yüzü göstermediği’’, ’’Kavgaların çatışmaların arkasında kimlerin ne tür beklentileri bulunduğu’’ gibi konu başlıkları içeriyor.


Şinasi sahnesinde pek çok oyun izledim. Düne kadar bu kadar iyi kullanılmamış idi sahne.Oyunda sinema efektlerini tiyatronun olanakları dahilinde kullanılmış. Neredeyse bir …

‘Cinsel Politika’ derslerine buyurun!

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali cinsel politikaya da giriyor.



T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ ve Başbakanlık Tanıtma Fonu’nun katkılarıyla düzenlenen 13. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 6-13 Mayıs 2010 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşecek.

13. yaşını “Kötülük” temasıyla kutlayan Festival’in programında bu sene de cinsel politikayı tartışan, tartıştıran filmler gösterilecek. Kadın yönetmenlerin gözünden kadın arzusu ve cinselliğinin nasıl politikleştiğini örnekleyen bu filmler, yaygın sinemada kadın bedenini kurbanlaştıran, nesneleştiren ve mağdura dönüştüren anlayışı sorgularken, bunu sansür nedeni sayan ahlakçılığı da deşifre ediyor.

11 sene sonra bile rahatsız edici
Sinema tarihinin en rahatsız edici kadın yönetmeni Catherine Breillat’nın 1996 tarihli klasiği Kusursuz Aşk (Perfect Love) yıllar sonra bir kez daha cinselliğin kışkırtıcı sınırlarına davet ediyor seyircisini. Kadın-erkek ilişkisindeki dengeleri sorgulayan film, erkeğin istekleri…

Mary and Max

Ülkemizde gösterime girmediğini tahmin ettiğim, daha doğrusu araştırmalarım sonucunda girmediğini gördüğüm bir animasyonu heyecanla önermek istiyorum.
Mary and Max Avustralya yapımı bir stopmotion ve aynı zamanda da bir claymotion. Kilden, hamurdan iki kahraman Mary ve Max. Hikayenin detaylarına inip de seyir keyfinizi kaçırmak istemem. "Büyüklere animasyoooon" sevenleriniz için gerçek, acımasız, ayrımcı dünyaya dokundurmalarıyla ideal bir film. Her kelimesi dinlendiğinde sezilen ince alaylar, akıllı göndermeler, kısacası zeki esprileri ve şahane hatta alışılmadık görselleri ve gidişatı nedeniyle sevebileceğiniz bir film.
Çok kere Mary ya da Max'in yerinde olmak isterken buluyorsunuz kendinizi.

Tatil Sonrası Okula Başlar Gibi

Cuma günü sanki güzel bir tatilden sonra okula dönecekmişim gibi bir hisle bir şirkete denemeye gideceğim. Hatta bildiğim bir okula değil de ilk kez gideceğim, ayaklarımın geri geri gitmesine sebep olacak bir deneme.
İsmini buradan vermeyeyim, çünkü çok da olumlu sonuçlar doğmayacağını düşünerek gidiyorum.
Son bir aylık zamana ne ara dört farklı şirketin on görüşmesini, annemin ameliyatını sığdırdım bilmiyorum.  Reddettiğim (ben başvurmamıştım) ya da henüz cevap alamasam da reddedildiğim işler oldu.  Zaman çok çabuk geçmiş.
İnsan kaynakları zebanilerinin bu satırları okumaları pahasına yazacağım. Bazı görüşmelere sadece şirketleri, sektörleri tanımak için gidiyorum. Yani aslında tamamen kendi hayat tecrübem ve bilgi isteğim için. İnsanların belli yerlerde nasıl düşünüp davrandıklarını ve çalışma koşullarını görmek için. İsteyerek gittiğim görüşmelerin genelde sonuncusunda karşıma üssüm olacak bir kadın dikiyorlar. Daha ilk anda bana pek de sempatik olmayan gözlerle bakarak, aslında hepsi…

YENİ KİTAPLARIM GELDİ

İnternetten alışveriş yapan ve yapmayı seven biriyim. Kitaplarımıda genelde internetten sipariş veriyorum bu iş için kullandığım iki site var. www.idefix.com ve www.kitapyurdu.com .

Gün içinde bir çağrışımdan diğer çağrışıma sıçrarken bazen bir kelime sizi bir kitaba götürüyor. Bende almak istediğim kitapları ekliyorum satın almak istediklerim listeme.Bir nedenden merak ediyorum bir kitabı eğer o an o listeye atmazsam almak istediğimi unutabiliyorum. Almak istediğim 84 tane kitap listede bekliyor.

En son bu gördüğünüz üç kitabı sipariş ettim. Ve nihayet kendilerine kavuştum. Sizleri bilmiyorum ama ne kadar büyürsem büyüyeyim çocuk kitaplarını hala çok seviyorum.

Sefarat yahudilerinden masallar da merak ettiğim bir çocuk kitabı idi önce kendim okuyup sonra 4,5 yaşındaki yeğenim damlaya vereceğim. Can çocuk yayınlarından çıkmış.

Sefaradlar; Katolik Krallar, Kastilyalı İsabella ve Aragonlu Ferdinand tarafından 1492’de İspanya’dan sürülen Yahudilerin soyundan gelirler. Bu sürgün sonrası Por…